Bu sahne ateşin geldiği ilk sahne ve biz okurken nasıl olacak acaba dediğimiz sahnelerden bir tanesiydi. Buradaki en büyük problemlerden bir tanesi arabaya gelecek olan boyalardı. Hepimizin düşüncesi "Acaba bir şey olur mu, biri zarar görür mü?" idi.
Tabii ki yine bunun keyfini çocuklar çıkardı sevgili Can Bartu, aramızdaki en çok eğlenen arkadaşımız. O yüzden bence bu sahneyi Can Bartu ile konuşmamız gerekiyor. En büyük keyfi Can Bartu aldı.
Bu sahnede Ateş, Feraye'ye kendince var olan doğruları söylüyor. Aslında birazcık kritik bir sahne çünkü çok sert olmamalı, kızın üstüne gidiyor gibi olmamalı ama kendini de çok net ifade edebilmeli. O yüzden biraz diken üstündeki sahnelerden bir tanesiydi.
Senaryoyu ilk okuduğumda "Nasıl oynarım bu sahneyi?" dediğim tek sahneydi. Bu sahneyi oynarsam Ateş'i en azından karakter olarak çözmüş ve bulmuş olacağımı düşünüyordum kafamda. Ben okuduğumdan beri aslında bu sahneyi oynuyordum kafamda sahne çekilene kadar.
Birkaç bölüm Ateş ve Feraye sahneleri hep diken üstündeki sahneler. Çünkü iki tarafın da birbirine bir mecburiyeti yok, iki tarafın da birbirine bir aidiyeti yok ve sadece karşılıklı güven üzerine kurulmuş sahneler olması gerekiyor.
Ateş'in, Feraye'yi korkutmaması, Feraye'nin Ateş'e güvenmesi, en azından Ateş'e ikna olması gereken sahneler ilki neredeyse. O yüzden benim için üstüne bayağı düşündüğüm sahnelerdendi. Ateş'in net olduğunu, net ifade ettiği, bunu neden yaptığını net ifade ettiği sahnelerden. Umarım olmuştur.