Ama Deli Tahir, deliliğini konuşturduğu müthiş bir planla abisinin yerini öğrenir. Tayfasını toplar, yanına Yangazları da alarak abisini kurtarmaya gider. Deli Tahir'in cesareti abisini kurtarmaya yetecek midir?
Eyşan ise bu cehennemin tek soğuk zekasıdır. Nefes'in umudunu geçmişten gelen tek bir fotoğrafla söndürmeyi başarır. Bu fotoğrafı gören Tahir yıkılır ve Nefes'i korumaktan değil ama Nefes'in kendisinden vazgeçer. Artık o Mercan'la evlenmeyi kabul eden bir adamdır.
Nefes vicdanıyla büyük bir savaştadır. Kendisine çektirilen acılara yıllarca katlanmıştır ama kendisi yüzünden başkalarının acı çekmesini istemez.
Bu hesaplaşmanın sonunda, Nefes özgürlüğünden vazgeçer. Ancak mahpusluğunun sınırlarını bu sefer kendisi çizecektir.
Nefes, Tahir'in canı için özgürlüğünden vazgeçip hapse girmeye razıdır ama Vedat, Tahir sayesinde ölümden kurtulur. Ancak, kahramanının Tahir Kaleli olması fikri onu delirtir.
Nefes belki tetiği çekememiştir ama Vedat, o tetiğin ucunda ölmüştür. Artık Nefes'i geri istememektedir, karısını görmek istediği tek yer mezardır.
Vedat'ın planlarından habersiz olan Nefes, Mustafa'nın ona önerdiği anlaşmayı kabul eder. Oğluyla birlikte Gürcistan üzerinden Rusya'ya kaçacak ve yeni bir hayata başlayacaktır. Çünkü hem Tahir'in canını korumalıdır, hem de kendi kalbini. Çektiği sekiz yıllık işkenceye rağmen, ilk defa Tahir'in kanatmayı başardığı kalbini. Deli Tahir ise, onu iyice delirten kıskançlığın acısını hem Nefes'ten hem Mercan'dan çıkartır.
Yakıp yıkarken bir yandan da yanar. Kıyamadığı tek kişi vardır; Yiğit. Yürekten bağlandığı bu çocuğu kıramaz, onları Gürcistan'a kadar götürmeye karar verir.
Yeni sözlenmiş bir adamın çocuklu bir kadınla Gürcistan'a gitmesi, köyde dedikoduların yayılmasına ve dünürlerin ayağa kalkmasına yol açar. Ama hiç beklenmedik bir şekilde, Mustafa, kardeşinin bu yolculuğu yapmasına tam destek verir.
Nefes ve Yiğit'in Rusya'daki özgürlük hayalleri, Vedat'ın onları yakalamasıyla suya düşer. Tahir, Batum'da Nefes'ten gelecek "sağ salim vardık" haberini beklerken, Vedat, Nefes'ten oğlunu da ayırır, Yiğit'i annesinin kollarından koparıp İstanbul'a gönderir. Nefes şimdi yabancı bir memlekette yapayalnız Vedat'ın zalim ellerindedir.