Boran, Sıla'yı Emre'den kıskanır. Boran'ın Emre'yi Sıla'nın aklından silmek için seçtiği yol, birbirlerine ulaşmak için kurmaya çalıştıkları köprüleri yıkar. Sıla artık sadece kendisini tutsak gibi hissettiği için değil, Boran Ağa'nın hoyratça davranışından dolayı da ondan nefret eder. Boran töreleri ile Sıla arasında sıkışıp kalmıştır.
Boran, koşarak ölüme giden Sıla'yı gözünü kırpmadan, sevgisiyle kucaklayıp hayata çeker. Artık onların aşkı ölümle sınanan ve kazanan bir sevdadır. Azad kendisine yapılan yanaşma muamelesinden bıkmış ve karısını da yanına alarak Sıla'yla İstanbul'a kaçma planları yapmaya başlamıştır. Bütün bu sıkıntılarla mücadele ederken babasının, ağalık ve Sıla ile olan evlilikleri hakkındaki ağır eleştirileri Boran'ı şok eder.
Sıla artık içinde bulunduğu cehennemden kurtulmaya kesin kararlıdır. Emre, Sıla ile yaşayacakları yeni hayatları için tam güvenlikli bir dünya yaratmaya başlamıştır. Aşirette herkese gazetecilerle konuşma yasağı konulmuştur ama medyada Boran Ağa ve Sıla aşkı ile ilgili haberlerin çıkması engellenememiştir. Boran, Sıla'yı bu cendereden kaçırır, ikisi birlikte bağ evinde yalnız bir gece geçireceklerdir.
Boran Sıla'nın basına söylediği güzel sözlerin etkisindedir. Ama kısa zaman içinde bunların Sıla'nın samimi sözleri olmadığını öğrenmek canını yakar. Bir tarafta Boran, bir tarafta da sorumluluğu altındaki binlerce insan… Sıla'nın İstanbul'a mutlaka gitmesi gerekiyordur, ama artık onu buraya bağlayan insanları olmaya başlamıştır. Hele de Boran'ın söylediği bir söz, Sıla için daha da bağlayıcı olur.
Boran'ın hazırladığı hediyeden sonra, Sıla'yı evde de büyük bir sürpriz beklemektedir. Narin kaçmaya razı olmuştur. Bunu duymak Sıla'yı umduğu kadar mutlu etmez. Kendini büyük bir çıkmazın içinde bulur. Mardin'de Boran ağanın, İstanbul'da da Sıla'nın düşmanları da boş durmaz iş birliği içine girerler. Sıla, içi yanarak Boran'ı ve onunla yaşayacağı hayatı ardında bırakmak zorundadır.
Boran, Yezda'nın ruhunu özgür bırakırken, Sıla da kendi özgürlüğüne uçmak için hazırlanmaktadır. Törenin ağırlığını ve Boran'a yaşatacağı acının yükünü omuzlarında taşıyan Sıla, İstanbul'a dönmeyi çok istediği halde, ruhunda çelişkiler yaşamaktadır. Emre Sıla'yı kaçmak için ikna etmeye çalışır.
Sıla dönmeyi çok istediği İstanbul'dadır artık. Özgürlük umduğu hayatında yeni bir tutsaklıkla karşı karşıyadır. Kale gibi korunan bir ev, etrafında etten bir duvar ve omuzlaması gereken sorumluluklar Sıla'yı ezer. Bedar, kocasını, Kevser'i ve hatta töreyi karşısına alma pahasına, aşiretin kararına karşı durur. Emre'nin Sıla'yı korumak için aldığı bütün tedbirleri almıştır.
Boran herkesten gizli Sıla'nın burnunun dibine kadar sokulur. Sıla'yı gölge gibi izletir ve onu yalnız yakalayacağı anı kollar. Boran'la Sıla birbirlerini hala özlemektedirler ama gururları birbirlerine ulaşmalarına engel olur.
Sıla hayatındaki en önemli anlardan biri olduğunun bilinciyle elindeki teste bakar kalır. Yaşadığı şoku atlatamadan Azad'ın verdiği haberle ikinci darbeyi alır; Celil intihar etmiştir. Narin,, Celil'in intihar girişiminden çok etkilenir. Omuzlarına çöken yükü taşıyamaz, kararını verir ve gözleri yaşlı Azad'ı terk edip Boran'a teslim olur. Acaba Sıla, Narin'i kurtarmak için Boran'la karşı karşıya gelecek midir?
Silahlar patlar ama ateş edenin kim olduğu akıllarda büyük soru işaretleri yaratır. Boran da Sıla da birbirlerini gizli gizli izlettirmekte, atacakları adımları önceden bilmeye çalışmaktadır. Boran'a olan duyguları arasında sıkışıp kalmış, aşkı ve nefreti daha da büyümeye başlamıştır. Sıla, Boran ile ilgili neler öğrenecek? Öğrendikleri ile birlikte aşkı mı yükselecek nefreti ağır mı basacaktır?