İlk bölümü izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=OCHMxcqDbMY
Alaeddin ile Destina'nın yolları yıllar sonra yeniden kesişti!
Annesi ve baba gibi gördüğü atabeyi Ayaba'nın ihanetiyle zindana düşen Alaeddin, tam sekiz yıl boyunca Kezirpert Kalesi'nde esir tutuldu. Yıllar süren mahkumiyeti boyunca hayata tutunmasını sağlayan iki büyük düşün peşinden hiç vazgeçmedi. Biri babasından miras kalan Selçuklu tahtı, diğeri ise yıllar önce ölümün kıyısındayken karşısına çıkan, yaralarını sararak hayatını kurtaran yeşil gözlü, sırma saçlı genç kadındı. Adını dahi bilmediği bu kadını hafızasından silemeyen Alaeddin, zindan duvarları arasında onun gözlerini çizmeye devam etti.Sekiz yılın sonunda zindanın kapısı hiç beklemediği bir anda açıldı. Karşısında, geçmişindeki en büyük hesaplardan birinin sahibi Ayaba vardı. Sultan İzzeddin'in ölümünün ardından emirler meclisi Selçuklu tahtı için Alaeddin'i seçmişti. Ancak tahtın önünde önemli bir şart vardı. Hanedanın en büyüğü Tuğrulşah, Alaeddin'in sultanlığını ancak kızı Melike Hüma Hatun'la evlenmesi karşılığında kabul etmişti. Kendisine şartla sunulan saltanatı ilk anda reddeden Alaeddin, devletin parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu öğrenince kendi isteklerini bir kenara bıraktı ve saltanat yüzüğünü kabul etti. Ancak Ayaba'ya, sekiz yılın hesabının kapanmadığını da açıkça gösterdi.
Destina, Alaeddin'i görmek için Konya'ya geldi
Alaeddin'in tahta çıkacağı haberi Konya kadar Kalonoros'ta da büyük yankı uyandırdı. Kalonoros Prensesi Destina için bu haberin anlamı ise çok daha farklıydı. Yıllar önce hayatına giren ve bir daha karşılaşamadığı gizemli adamı unutamayan Destina, bir rüyasında bu adamın Selçuklu Sultanı olduğunu gördü. Kalonoros'ta Alaeddin'in sekiz yıllık esaretinin ardından intikam peşine düşebileceği endişesi büyüdü. Babası Kir Vard mevcut düzenin devam edeceğini düşünürken Destina, sekiz yıl zindanda kalan Alaeddin'in nasıl bir sultana dönüştüğünü kendi gözleriyle görmek istedi. Kimliğini gizledi ve Rita'yla birlikte Konya'ya doğru yola çıktı.Alaeddin Konya yolunda yıllardır kendisine sadık kalan Deli Ayas, Yalboğan, Sökmen ve Mübariz'le yeniden bir araya geldi. Zindanda olduğu yıllar boyunca dışarıdaki gözü kulağı olan adamlarına ilk önemli görevlerinden birini verdi: Yıllar önce hayatını kurtaran yeşil gözlü, sırma saçlı kadının bulunmasını istedi.
Celaleddin taht için harekete geçti
Tahtın Alaeddin'e bırakılması kardeşi Celaleddin'i öfkelendirdi. Sultan İzzeddin'in ölümünün ardından tahta kendisinin çıkacağını düşünen Celaleddin, sekiz yıldır zindanda olan kardeşinin emirler tarafından seçilmesini kabullenemedi. Ablası Nurcihan'ın da etkisiyle öfkesi daha da büyüdü ve ordusunu yanına alarak Konya'ya doğru harekete geçti.
Alaeddin, Annesi Ümmühan Hatun'u huzuruna kabul etmedi
Alaaddin'in Konya'ya dönüşüyle eski hesaplar da yeniden açıldı. Sekiz yıllık esaretinin sorumlularından biri olarak gördüğü annesi Ümmühan Hatun'la yüzleşmeye henüz hazır değildi. Ümmühan oğluyla görüşmek istediğinde Alaeddin onu huzuruna kabul etmedi. Yıllar sonra oğluna kavuşmayı bekleyen Ümmühan, karşısında affetmeye hazır olmayan bir sultan buldu.
Alaeddin Selçuklu tahtına oturdu
Alaeddin görkemli cülus töreniyle Selçuklu tahtına oturdu ancak daha ilk günden kendisini tahta çıkaranların kontrolünde olmayacağını gösterdi. Geçmişte kendisini zindana götüren Ayaba'ya saltanat yüzüğünü öptürürken aralarına kılıcını koyarak eski hesabı unutmadığını açıkça orta koydu. Tam bu sırada Celaleddin'in ordusuyla saraya gelmesi tansiyonu yükseltti. Alaeddin, kardeşinin neden büyük bir askeri güçle geldiğini sorguladı ve bundan böyle karşısında kardeşi değil, Selçuklu Sultanı olduğunu hatırlattı. Celaleddin sonunda Alaeddin'in saltanat yüzüğünü öpmek zorunda kaldı ancak iki kardeş arasındaki taht mücadelesinin ilk işaretleri de böylece ortaya çıktı.
Alaeddin ile Destina Konya'da birbirlerine bir adım daha yaklaştı
Destina ise Rita'yla birlikte Konya sokaklarında Alaeddin'i uzaktan takip etmeye başladı. Ancak bu gizli takip Alaeddin'in adamlarının dikkatinden kaçmadı. Deli Ayas'ın aldığı sırma saçlı, yeşil gözlü kadın haberi Alaeddin'e ulaştığında yıllardır aradığı kadının Konya'da olabileceğini düşündü. Alaeddin'in adamları şehrin her yerinde Destina'yı ararken Destina ise kendisinin Kalonoroslu bir casus olarak takip edildiğini sandı. Saklandıkları yerin bulunmasının ardından Rita'yla birlikte balkondan kaçarak son anda kurtuldu. Böylece yıllardır birbirlerini arayan Alaeddin ve Destina, aynı şehirde olmalarına rağmen bir kez daha karşılaşamadı
Melike Hatun'la sarayın kadınlar dünyasında dengeler değişti
Alaeddin'in Melike Hatun'la yapması beklenen evlilik de saraydaki dengelerin merkezine yerleşti. Çocukluğundan beri Alaeddin'e bağlı olan Melike, evliliklerini yalnızca siyasi bir anlaşma olarak görmüyordu. Alaeddin ise verdiği sözü yerine getireceğini belirtse de bu evliliğe gönülden hazır değildi. Aklının bir köşesinde hala yıllardır aradığı gizemli kadın vardı. Sarayın kadınları arasında başlayan güç mücadelesi de bu süreçte giderek büyüdü. Ümmühan, Nurcihan'ın hareme nüfuz etme girişimlerine karşılık onun en yakınındaki Anna'yı Alaeddin'in has odasına gönderdi. Anna'nın sultanın odasında olduğu haberi Melike'yi kıskançlığa sürükledi.
Alaeddin Kalonoros'a meydan okudu
Alaaddin ilk divanında dış politikada nasıl bir sultan olacağının da işaretini verdi. Kalonoros'tan gelen elçi Kevon, Sultan İzzeddin dönemindeki ticari düzenin devam etmesini istedi ve Kir Vard'ın mesajıyla birlikte Alaaddin'e kafes içinde bir serçe getirdi. Ancak Alaeddin kendisinden beklenen tavrı göstermedi. Kir Vard'ın bizzat Konya'ya gelmesini, Selçuklu Sultanı'na biat etmesini ve vergi ödemesini istedi. Kalonoros'un ticareti durdurma tehdidine savaşla karşılık verdi ve kendisine gönderilen serçeyi geri yollayarak Kir Vard'a açıkça meydan okudu.
Ayaba, Celaleddin'in taht hırsını kullandı
Ayaba da Alaeddin'e karşı yürüttüğü mücadelede Celaleddin'in taht hırsından yararlandı. Alaeddin'in önce Kalonoros'u ortadan kaldıracağını, ardından Sultan İzzeddin döneminde karşı tarafta kalan Celaleddin'i hedef alacağını söyleyerek iki kardeşin arasını daha da açtı. Alaeddin'in uyarılarını ölüm tehdidi olarak yorumlayan Celaleddin sonunda kardeşinin Konya'ya sağ dönmemesi gerektiğine karar verdi.
Celaleddin ve Arakel'den Alaeddin'e ölüm pususu
Celaleddin bunun için Kalonoros Prensi Arakel'i kullandı. Babası ve ablasının gölgesinde kaldığını düşünen Arakel'in hırsını körükledi ve Alaeddin öldüğünde hem kendisinin Selçuklu tahtına çıkacağını hem de Arakel'in Kalonoros'a kahraman olarak döneceğini söyledi. Arakel teklifi kabul ederek Alaeddin'in az sayıda adamla gideceği Sisli Vadi'de ölümcül bir pusu hazırladı.
Destina, Alaeddin'i kurtarmak için harekete geçti
Plandan haberdar olan Destina büyük bir ikilemin ortasında kaldı. Alaeddin artık siyasi olarak düşmanıydı ancak yıllardır unutamadığı adamın kardeşi tarafından öldürülmesine de göz yumamazdı. Kimliğini gizleyip yüzünü kapatarak adamlarıyla birlikte Sisli Vadi'ye gitti.
Arakel kurduğu pusuda kendisi sıkıştı
Alaeddin de pusuyu önceden sezmişti. Deli Ayas, Yalboğan, Sökmen ve gaziler çevrede gizlenmişti. Arakel'in adamlarının ortaya çıkmasıyla Alaeddin'in kuvvetleri de harekete geçti ve Arakel, kurduğu pusunun içinde kendisi sıkıştı.
Destina, Alaeddin'i omzundan yaraladı
Alaeddin ile Arakel karşı karşıya geldi. Arakel'i öldürmek yerine kim olduğunu ve arkasında kimin bulunduğunu öğrenmek isteyen Alaeddin onu sağ bırakmaya karar verdi. Ancak tam o sırada yüzü kapalı Destina yayıyla Alaaddin'i hedef aldı. Alaeddin'i öldürmeye eli varmadı ve Destina onu omzundan yaraladı.
Alaeddin ile Destina yıllar sonra karşı karşıya geldi
Alaeddin kendisini vuran gizemli okçunun peşine düştü. Yüzünü göremese de karşısındaki kadının gözleri ona yıllardır unutamadığı birini hatırlatmıştı. Destina atıyla kaçarken Alaeddin onu takip etti ve uçurumun kenarında yakaladı. İkili önce at üzerinde, ardından kılıçlarla karşı karşıya geldi. Destina kimliğini saklamak için mücadele ederken Alaeddin onu öldürmek yerine yüzünü görmeye çalıştı.
Alaeddin'in yıllardır kalbinde taşıdığı aşk karşısındaydı
Alaeddin yıllardır aradığı kadını sonunda bulmuştu. Destina da yıllar önce hayatına dokunan adamla yeniden karşı karşıyaydı. Ancak artık ikisi de geçmişteki iki yabancı değildi. Biri Selçuklu tahtındaki Sultan Alaeddin Keykubad, diğeri ise Kalonoros Prensesi Destina'ydı. Yıllardır birbirlerini unutmayan iki insan, bu kez birbirlerine düşman iki dünyanın temsilcileri olarak karşı karşıya geldi. Alaaddin'in şaşkınlıkla Destina'ya baktığı o anda yıllardır yarım kalan hikâyeleriyeniden başladı.