Mesela trafikte eğer yetişeceğim ve zamanla yarıştım bir durum yoksa hiç fark etmez benim için dingin dingin, sakin sakin gideriz ama yetişmem gereken bir toplantı, iş varsa ve o strese giriyorsam işte orada başlıyorum dua etmeye Allah'ım diyorum ne olur çabuk gideyim.
Aslında televizyonda göründüğümden çok da farklı değilim. Ama kendimi üç sözcükle anlatacak olsam çalışkan, koruyucu ve disiplinli olduğumu söyleyebilirim.
Televizyonculukta nirvana diye tanımlanacak bir zirve yok. Ben her anın hakkını veriyorum ve o hakkı verdikçe yaşadığımı da hissediyorum. Zaten, "Tamam ya işte ben bu işi yaptım, oldu." dediğimde bu, işi bırakmam lazım.
Sonra o programdaki böyle mutsuzlukları mutluluğa çevirdiğim zaman o sarılmaları, kavuşmaları gördüğümde diyorum ki ya işte tamam. İyi ki bu işi yapıyorsun.