Şeyh Edebalı vatanı, toprağı korumak uğrunda ölenlerin, farklı bir hayat mertebeleri olduğunu, insanlar onları maddi gözleriyle göremeseler bile yaşadıklarını anlatır. Vefat etmenin can emanetini sahibine teslim etmek olduğunu, şehitlerin şahitler olduğunu, kendi kanları ile abdest alıp Rablerinin müjdesine koşacaklarını söyler. Okunan Ayet-i Kerime'de geçtiği gibi şehit olanlara ölü demenin doğru olmadığını, onları diri olduğunu ve bunun sadece görülmediğini vurguladı. Onların Rableri katında rızıklandığını Allah'ın böyle buyurduğunu ifade eder. "Bayhoca hayattadır ve halinden de hoşnuttur" diyen Şeyh Edebalı bu müjde ile, onun için üzülen kalplere ferah ve teselli verir. Osman Bey de Bayhoca'nın yiğitliğini anlatarak Kayı sancağından Peygamber Efendimiz'in sancağına terfi ettiğini söyler. Oradakiler de böyle bir şehadete nail olmak için dua ettiler.
Âl-i İmrân Suresi 169 - 171 Ayet Meali
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilâkis onlar diridirler; Allah'ın, lutuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehid kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. (169-170)
Onlar Allah'tan gelen bir nimet, bir lutuf sebebiyle ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği dolayı sevinç içerisindedirler. (171)
Ayetin nüzul sebebi
Bu ayetin indiriliş nedeni ile ilgili Kütüb-i Sitte'de şöyle bir olay nakledilir. Cabir bin Abdullah anlatıyor: Babam Abdullah bin Amr, Uhud Savaşı'nda şehit edilmişti. Hz. Muhammed bana: "Ey Cabir! Allah`ın babana ne muamele yaptığını haber vereyim mi?" dedi, ben de "Ey Allah`ın Resulü buyur" diye karşılık verdim. Bana, "Yüce Allah, ancak bir vasıtayla insanlarla konuşur. Oysa baban ile yüz yüze konuştu ve, "Ey kulum! Benden dile, isteğini vereyim!" dedi. Baban, "Allah`ım, Beni dirilt de senin yolunda tekrar vuruşup öldürüleyim." dedi. Allah, "Ölenler artık dünyaya dönmeyecekler," dedi. Baban, "Allah`ım, öyle ise, geride kalanlara -durumumun iyiliğini- haber ver," dedi. İşte bunun akabinde söz konusu ayeti kerime nazil oldu.